18 Mart 2014 Salı

3. Sergim

ŞEHİR HALLERİ

Çizgililer
Tuval üzeri akrilik 
  Boyutları : 80 X 60
Acele
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 80 X 60

Sirkeci'den
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 60 X 45
Kıbrıs Şehirleri'nden
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 60 X 45
Kafede
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 60 X 45
Kış günü
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 80  X 60
Durakta toplantı
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 80 X 65
Pazarda
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 95 X 65
Kordon'da
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 60 X 45
Pasaport İskelesi
Tuval üzeri akrilik
 Boyutları: 60 X 45
Seç Al
Tuval üzeri akrilik
Boyutları: 60 X 45
      
   TATİL HALLERİ


                         Sosyete Alaçatı Beach
                         Tuval üzeri akrilik
                         Boyutları: 60 X 45
Sosyete Su Ada
Tuval üzeri akrilik
        Boyutları: 60 X 45       
                        Halk Plajı Teos
                        Tuval üzeri akrilik
                        Boyutları: 60 X 45
Halk plajı Turunç
 Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 60 X 45
                                          
Halk Plajı Turunç
 Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 60 X 45
Turunç Mavi Tur 1
Tuval üzeri Akrilik
 Boyutları: 50 X 40
Turunç Mavi Tur
Tuval üzeri akrilik
 Boyutları: 50 X 40
Sohbet
Tuval üzeri akrilik
  Boyutları: 80 X 60 
Terapi
Tuval üzeri akrilik
 Boyutları: 85 X 60




KAĞIT İŞLERİM

Zafer Coşkusu
Kağıt Üzeri Akrilik
 Boyutları: 80 X 60 

Beyoğlu'nda gezersin
Kağıt üzeri akrilik - Kolaj
Boyutları: 60 X 80
Yeşil Yandı
          Kağıt Üzeri Akrilik - Kolaj
Boyutları: 60 X 45
Yeşil Yandı 
Kağıt üzeri akrilik
 Boyutları: 60 X 45


5 Ağustos 2013 Pazartesi

Chagall

      
Marc Chagall neredeyse bir asır yaşadı. İki dünya savaşı ve bir devrim gördü. Amerika'ya kaçıp kurtulabilmiş bir Rus Yahudisi olarak izledi. Rusya'daki köyünün ve onca sevdiği Paris'in Nazilerce işgal edilişini... her savaş öncesinde ailesi için, resimleri için, anıları için korkulu düşler gördü. Her savaştan nice izler kaldı ruhunda. Belki de bu nedenle onun resimlerinde erkekler sevgililerini, anneler bebeklerini korurlar hep. Belki de bu nedenle hemen her resminde sevdiğini korumaya çalışan adam olarak çıkar karşımıza. Kendisini aşan, görünmez tehlikelerden sevdiğini çaresizce korumaya çalışıp duran bir adam.

Resimlerinde anılar ve düşler iç içedir. Anılar, artık birer düşten ibaretti. Rusya'da bir köyde geçen çocukluk düşlere dönüşmüş, geride bırakılan köy olmuştur. Koca gözlü, rengarenk inekler, atlar, özlemle sarılıp sığınılacak dev bir kırmız horoz, artık yaşamayan nice akrabalar...
Onun resimlerinde, insanlar meleklerle yan yanadır. Uçmak, yürümek kadar doğaldır. İnsanlar evlerden büyük, tavuklar ve horozlar insan boyutundadır. 

 Pembe, mavi ya da mor inekler o günlerin dost bakışlı, anlayışlı tanıklarıdır. Baş aşağı duran evler, ağaçlar hayvanlar ve insanlar görünür arkalarda. Dev bir vazoda, dev bir buketin içinde buluşan aşıklar, gecenin su olup aktığı büyülü mavi nehirler, sulara karışıp giden aşıklar, ve düşleri aydınlatan bir dolunay vardır...


Aşka inanan bir adamdı Chagall. Aşkı bulmuş ve kaybetmiş bir adam oldu. Biricik aşkı ve otuz yıllık eşi Bella'nın ölümünü yaşadı. Resimlerinde aşkın romantizmi,ü çok sevilenle bir bütün olabilmenin güzelliği ve onu kaybetmenin hüznü bir arada bulunur çoğu kez. Sevgili, bir türlü unutulamayan, hep anımsanan, hep özlenendir.


Ay ışığının loş aydınlığında, düşler ve gerçekler, birbirinden ayırt edilemeyen gölgeler olup çıkarlar. Meleklerin şarkıları Chagall'ın resimlerine, Chagall'ın resimleri meleklerin şarkılarına karışıverir. Sonunda bir de bakarsın ki, düşler gerçek olmuş, gerçekler de düş... Chagall'ın resimlerinde meleklerin şarkılarını duyman bundandır.

Şehrin, göğün mavisine karıştığı bir saat vardır. Hani güneşin, ayı kıskanıp, bir daha doğmayacakmış gibi saklandığı... Bütün evlerin ışıklarının çoktan bir bir sönmüş olduğu, herkesin bir günü daha öyle ya da böyle bitirmiş olduğu... Şairin dediği gibi ay “bir masal meyvesi gibi” büyülü, maviye asılı durmaktadır. Onu “kırılmış dal uçlarından paylaşmış” olanlar çoktan örtülerinin altında, düşlerinde kaybolmuşlardır bile.

O mavi saatte hayat, gökyüzünün mavisinde asılı kalmış bir sihirli bukettir. Gecenin serinliğinde baygın ıhlamur, iğde, hanımeli ve gül kokuları birbirine, benim hüzünlü şarkım rüzgâra, rüzgâr saçlarıma karışır. Bilirim, o saatte mavi olup çıkmış her evde, başka bir öykü uyuyacak sabaha kadar. Her öykü, sabaha kadar serin bir düş, sabah olunca yeniden kan ter içinde hayatın ta kendisi olacak.

“Mavi Kemancı” dedi Chagall bana. “Hayatın mavi öykülerini mavi şarkılar yapıp söyle bize. Söyle ki, geceler karanlık, ıssız ve yapayalnız olmasın. Söyle ki, öykülerimizin bir müziği, bir şiiri bir anlamı olsun. Söyle bizler de birer ses, birer nota olalım. Birileri de bizi duysun.